Klasik Türk Edebiyatı

Ağlar Baba

18791958 · 20. yüzyıl

BİRİNCİ BÖLÜM AĞLAR BABA’NIN HAYATI VE ESERLERİ Çalışmanın bu bölümünde, XX. yüzyıl tasavvuf şairi Bayburtlu Ağlar Baba’nın hayatı, mahlası, babası ve dedesi, eşleri ve çocukları, eğitimi, vefatı ile eserleri incelenmiştir. 1.1. Hayatı Ağlar Baba, 1879-1958 yılları arasında Bayburt’un Oruçbeyli (Siptoros) köyünde yaşamıştır. Mutasavvuf bir aileden olup soyu Peygamber’e dayandırılmakta ve bu yüzden “Seyyid” olarak anılmaktadır. İrşadi Baba’nın torunu Ağlar Baba, İmmi Gülsüm’ün ilk çocuğu olarak Oruçbeyli’de dünyaya gelir. Babası Ahmet Küşâdi, ona dedesi İrşadi’nin adını koyar. İlk tahsilini mahalle mektebinde alan Ağlar Baba, bir yandan da evin işlerine el atmakta, çifçilik, hodaklık etmektedir. Mülayim yapısı, çalışkanlığı ile dikkat çekmekte ve çevresi tarafından takdir edilip sevilmektedir (Tozlu, 2020, s. 13). Ağlar Baba, on üç-on dört yaşlarında tarlada uyurken gördüğü bir rüyada, dedesinin kuyusuna götürüldüğünü, kuyunun duvarlarının ayetlerle kaplı olduğunu belirtir. Bu rüyanın etkisiyle şair, aniden ağlamaya başlar. Ailenin ve çevrenin bütün uğraşına rağmen sebebi anlaşılamayan bu ağlama, on beş gün kadar sürer. Anne İmmi Gülsüm pek telaşlanır. Bu durumun bir hastalık olmasından korkulur ve deva için çevreye danışılır, araştırılır. Kimse bir sonuca bağlayamaz. Baba Ahmet Küşâdi, eşine endişe etmemesini, bunun korkulacak bir şey olmadığını, dedesinin halinin geleceğini ve Ağlar Baba’nın “hâl ehli” olacağını söyler (Tozlu, 2020, s. 14). Ağlar Baba, bir yandan çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşırken, bir yandan da bilgili kimselerden dersler alır. Köy odalarında dinlediği Ahmediye, Muhammediye, Cenkname ve bazı beyitlerle kültürünü geliştirmekte ayrıca Bayburt’a gidip gelerek Arapça dersleri almaktadır. Onun şiirle ilk tanışması da dedesinin beyitleriyle başlar. İlk okudukları arasında dedesi Büyük İrşadi’nin Divanı vardır. Daha sonra, seferberlik yıllarında muhacir olunca, bu eseri kaybettiğini söyler (Tozlu, 2020, s. 14). Yirmi yaşlarında evlenen Ağlar Baba, çoluk çocuğa karışır. Mutad köy hayatı içinde işiyle gücüyle uğraşmaktadır. Otuz iki yaşında bir gün tekrar ağlama hali zuhur eder ve gece gündüz durmaksızın ağlamaya başlar. Bu arada, yemeden içmeden kesilmiş, çok az uyuyabilmekte, uykuya geçtiği anlarda da yüksek sesle ağlamaya başlamaktadır. Ağlar Baba, adeta meczup olmuştur. Bu durum, ev halkını rahatsız edecek dereceye gelmiştir (Tozlu, 2020, s. 14). Halk şiirinde “dolu içme” diye adlandırılan bu halin Ağlar Baba’da gerçekleştiği görülmektedir. Mânevi âlemde yaşadıklarının tasvirini yapan Ağlar Baba, bu esnada kendisine hem şiir söyleme yeteneğinin verildiğini, hem de Bâkî mahlasının takıldığını belirtir (Tozlu, 2020, s. 15). Büyük İrşadi gibi, Ağlar Baba da Turuk-ı Aliyye (manevi yollar, tarikatlar)’ye intisab etmiştir. Şöhreti her geçen gün çevrede yayılmaya başlamış, müntesiplerinin sayısı artmış ve sayısız ziyaretçiyi konuk etmek durumunda kalmıştır (Tozlu, 2020, s. 16). 1.2. Mahlası Halk edebiyatında mahlas, şair veya yazarın eserlerinde kullandığı “ikinci takma ad olarak tanımlanmaktadır” (Pakalın, 1983, s. 3813). Bu isim, sanatçının kimliğini gizleme veya eserlerinde bireysel bir imza bırakma amacı taşıyabilir. Mahlas, aynı zamanda sanatçının kişiliğini, dünya görüşünü veya edebi üslubunu yansıtma işlevine de sahiptir. Özellikle divan edebiyatı ve halk edebiyatında önemli bir yere sahip olan mahlaslar, şairlerin gerçek isimlerinin ötesinde “şairin mizacı ve ruhi yapısı başta olmak üzere ona ait bir özelliği ele veren” (İsen, 1989, s. 82) edebi şahsiyetlerini simgeleyen özel isimlerdir. Bayburtlu İrşadi Baba (Küçük İrşadi) da divanında çok sayıda mahlas kullanmıştır. Şair; Baki, Baki Baba, Ağlar, Ağlar Gülmez, Ağlar İrşadi Baba ve Ağlar Baba şeklinde altı mahlas kullanmış ise de, asıl yaygın olan mahlası Ağlar Baba’dır. Esasen o, Divan’ın “İbtidaki Manzûme-i Ağlar Baba” başlığını taşıyan şiirinde, kendisi de bir mürşit olan dedesi İrşâdî Baba’nın doğumu ile ilgili bir keşfini vererek, “Ağlar Gülmez” mahlasının da rüya âleminde onun tarafından verildiğini söylemektedir. Buna göre, dedesi bir kâğıt üzerine torununun doğacağına dair bir tarih düşürmüştür. Bu tarih manzûmesinde, toplumda kötü alışkanlıkların revaç bulduğu bir dönemde Ağlar Gülmez’in dünyaya geleceğini söylemektedir (Tozlu, 2020, s. 18). 1.3. Babası ve Dedesi Ağlar Baba’nın babası Ahmet Küşâdi Baba, dedesi Büyük İrşâdi Baba, büyük dedesi Selim Baba ve büyük büyük dedesi Yakup Baba’dır. Dedesi Büyük İrşâdi Baba eser sahibi bir mürşiddir. Dili Ağlar Baba’ya göre daha sâde bir şairdir. Mevlid ve Kısas- ı Enbiya isimli iki eseri ile koşma tarzında şiirleri vardır. Uzun zaman köyün fahri imamlığını yapmış, köyündeki kiliseyi camiye çevirerek ibadete açmış, bölgede tanınmış bir simadır. Babası Ahmet Küşâdi Baba, dede ve torununa göre ünlü biri değildir. Küşadi, üveysi olmayıp Rufai halifesidir (Tozlu, 2020, s. 21). 1.4. Eşleri ve Çocukları Ağlar Baba iki defa evlenmiştir. İlk eşi Sakine Hanım, komşu Cemele köyünden Süleyman Efendînin kızıdır. Bayburt’un 16 Temmuz 1916 tarihinde işgal edilmesiyle başlayan muhacirlikte, Ağlar Baba’da İç Anadolu’ya doğru yola koyulur, Niksar’a kadar gider. Bakmakla yükümlü olduğu kalabalık bir ailesi (17 nüfus) vardır. 21 Şubat 1918’de düşman kuvvetlerin Bayburt’tan kovulmasından sonra Ağlar Baba 4 nüfusla köyüne döner. Bunlar; kendisi, oğlu Necati, kızları Mahbube ve Hatice’dir (Tozlu, 2020, s. 21). İkinci eşi Sona Hanım’dır. Yine komşu bir köy olan Haşıya köyünün Kekeşler Ailesinden Derviş Efendinin kızıdır. Sona Hanım Ağlar Baba’nın amcasının oğlu Seyfi ile evlidir. Seyfi askerde şehit düşer. Dul kalan Sona Hanımla, eşi ölen Ağlar baba evlenir. Ağlar Baba’nın bundan bir kız, üç erkek evladı olmuştur. Kız Hesna, büyüklük sırasına göre erkekler Ahmet Baba, Selim Baba ve Halil Baba’dır. Selim Baba 13.09.2001 tarihinde, Ahmet Baba 2005’de, Halil Baba 2012’de vefat etmiştir. Ağlar Baba’nın ikinci eşi Sona Hanım ise 1955’te vefat eder. Çocuklarından büyük oğlu Ahmet Baba şiir söyleme geleneğini sürdürmüştür. Torunlarından da Tevhit şiir söylemektedir. Bu şairler, hece ölçüsüyle ve sade bir dille şiir söylemekte ve daha çok sosyal konuları işlemektedirler (Tozlu, 2020, s. 21). 1.5. Eğitimi Bayburtlu Ağlar Baba (Küçük İrşadi), eğitim sürecine köyünde başlamış ve bu süreçte dini bilgilerini derinleştirerek tasavvufi çalışmalarına yönelmiştir. Mürşitlik faaliyetleri aracılığıyla birçok bireyin manevi rehberliğini üstlenen Bayburtlu Ağlar Baba (Küçük İrşadi), yaşamı boyunca çok sayıda talebe yetiştirmiştir. Kendisi; insanlara sevgi, hoşgörü, Allah ve peygamber sevgisi ve toplumsal dayanışma temalarını ön plana çıkaran mesajlar iletmeyi amaçlamıştır. Çocukluğunda düzenli bir eğitim görmemiş, bir yandan çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşırken, bir yandan da köyün bilgili kimselerinden ders almıştır. Müftü Fahreddin Efendi de bunlardan biridir. Daha sonra 8-10 yıl her kış Bayburt’a giderek muhtemelen alanında uzman (molla tipi) kimselerden ders almıştır. Şiirlerinde ayetlere ve hadislere sık sık başvurması onun iyi bir hafız olduğunu ve ayetlere mâna verecek kadar Arapça bildiğini göstermektedir (Tozlu, 2020, s. 22). 1.6. Vefatı Ağlar Baba, doğup yaşamını sürdürdüğü Oruçbeyli (Siptoros) köyünde, 79 yaşında vefat etmiştir. Ölümünden üç ay önce bir hastalığa yakalanmış ve bu hastalık nedeniyle büyük bir ıstırap çekmiştir. Görme yetisi belirgin bir şekilde azalmıştır. Ölümünden on beş gün önce, bayram namazı için camiye gitme arzusunu dile getirmiştir. Çocukları, Ağlar Baba’yı camiye götürmüşlerdir. Bu, Ağlar Baba’nın son bayramı ve köy camisine son gidişi ve aynı zamanda cami cemaatine son vaazı olmuştur. Ağlar Baba 18 Temmuz 1958 tarihinde, doğduğu ve ömrünü geçirdiği Oruçbeyli köyünde, 79 yaşındayken ölmüştür. Ailenin verdiği bilgiye göre; ölümünden üç ay önce hastalanmış ve bu hastalıktan çok ıstırap çekmiştir. Görme duyusu zayıflamıştır. Ölümünden on beş gün önce bayram namazına camiye gitmek istemiştir. Çocukları Ağlar Baba’yı camiye götürürler. Otuz senedir imamlığını yaptığı caminin kürsüsüne çıkar, sosyal içerikli hak-hukuk ağırlıklı son vaazını verir. Bunun son bayramı olduğunu belirterek komşulardan helallık diler, kendi hakkını da herkese helal ettiğini ifade eder. Bütün cemaate “Ağlar Baba’dan faydalanamadık demeyin. Hepinize ders veriyorum.” diyerek ders tarifi yapar. Bu onun gerçekten de son bayram namazı ve cami cemaatine son imamlığı olur (Tozlu, 2020, s. 31).

Divanları